Stories / March 2026
Maragda, endüstriyel tasarım mühendisliği eğitimi aldınız.
Bunun bugün yaptığınız işle nasıl bir bağlantısı var?
Maragda: Ürün tasarımı, malzemeler ve üretim süreçleri üzerine eğitim aldım. Bugün ise bu bilgileri yerel malzemeler ve yerel bilgi birikimiyle bir araya getiriyorum. Çevremizde hangi kaynakların bulunduğunu ve bunları günlük yaşamda nasıl değerlendirebileceğimizi araştırmak beni çok ilgilendiriyor. Günümüzde pek çok şeyi internet üzerinden sipariş ediyoruz ve bunların nereden geldiğini çoğu zaman düşünmüyoruz. Aynı zamanda birçok zanaatkâr ve geleneksel üretim pratiği de giderek yok oluyor. Ben de bu malzemeler ve bilgi birikimi ile çağdaş üretim anlayışı arasında bir bağ kurmaya çalışıyorum.
Bu, Entorns'ta yaptığınız çalışmaların da temelini mi oluşturuyor?
Evet. Entorns, bir sanatçı misafir programı ve yaratıcı üretim alanı. Burada sanatçıları ağırlıyoruz; çoğunlukla görsel sanatlar ve tasarım alanlarından katılımcılar geliyor, ancak aslında herkese açığız. Sanatçılar burada projelerini geliştirebiliyorlar. Bizim için önemli olan, ortaya çıkan çalışmaların bölgeyle ya da yerel toplulukla bir bağ kurması.

“Birçok zanaatkâr ve geleneksel üretim pratiği giderek yok oluyor. Bu nedenle, bu malzemeler ve bilgi birikimi ile çağdaş üretim anlayışı arasında bir bağ kurmaya çalışıyorum.”
Maragda Farràs
Burada gerçekleştirilen projelere örnek verebilir misiniz?
Bazı projeler yerel hikâyeler veya gelenekler etrafında şekilleniyor. Birçoğu ise malzemeler üzerine odaklanıyor. Örneğin bir sanatçı, bölgede bulunan ahşap türlerini araştırmak ya da yerel yün, taş veya balmumu ile çalışmak isteyebiliyor. Sanatçılar kendi üretim pratiklerini buraya taşıyor, ancak yeni bir şey ortaya koyarken bu bölgenin bilgi birikiminden ve malzemelerinden besleniyorlar.
Yani sanatçılar kendi üretim anlayışlarını getiriyor, toprak ise malzemeleri sunuyor.
Evet. İnsanlar da bilgi birikimini getiriyor. Bu kısım bizim için çok önemli. Sanatçıları komşularla ve yerel zanaatkârlarla bir araya getiriyoruz; hayatları boyunca bu malzemelerle çalışmış kişilerle. Örneğin bir sanatçı heykel yapıyor olabilir ancak burada yaygın olarak bulunan granitle daha önce hiç çalışmamış olabilir. Bu durumda onu, granitin nasıl kesildiğini ve nasıl bir malzeme olduğunu bilen biriyle buluşturuyoruz. Ya da ahşapla çalışan biri, bir komşudan hangi ağacın tavan yapımında, hangisinin mobilyalarda kullanıldığını ve bunun nedenlerini öğrenebiliyor.
Web sitenizde “Bölge hakkında değil, bölgeyle birlikte üretiyoruz” diyorsunuz. Bu tam olarak ne anlama geliyor?
Bu, yerel insanları, malzemeleri ve onların hikâyelerini doğrudan üretim sürecine dahil etmek anlamına geliyor. Birlikte üretmek; diyalog, etkileşim ve ortak yaratım demek. Uzun yıllar boyunca kırsal bölgeler, çağdaş kültürün dışında kalan yerler olarak görüldü; sanki sanat yalnızca şehirlerde var olabilirmiş gibi. Ben bu ilişkiyi onarmak istiyorum.
Hatta tam tersini söyleyebilirim. Burada hiçbir eksiklik yok. Çok büyük bir bilgi birikimi ve çok değerli kaynaklar var. Bunlardan beslenerek, bunlarla birlikte, dikkat çekici çağdaş işler üretebiliriz. Bunları sadece müzelerde koruyup sergilemekle yetinmemeliyiz.
Koruma fikrine yaklaşırken oldukça temkinli davranıyorsunuz. Neden?
Çünkü korumak bazen bir şeyi bir kutunun içine koyup ona bir daha dokunmamak anlamına gelebiliyor. Ben bunu istemiyorum. Geleneklerin kullanılmasını, dönüştürülmesini ve yeniden yorumlanmasını istiyorum. Bir şeyin nasıl ve neden üretildiğini anladığınızda, onunla oynayabilir ve onu günümüze uyarlayabilirsiniz. İşte onu canlı tutan şey de bu. İnsanlar bir şeyden keyif aldıklarında ve onu günlük hayatlarında kullandıklarında, ona daha fazla değer veriyorlar.
Bir kaşık bunun için iyi bir örnek. Belirli bir şekilde yapılmasının nedeni, insanların zaman içinde denemeler yapması, başarısız olması ve öğrendiklerini geliştirerek ilerlemesidir. Bu hikâyenin tamamını bildiğinizde, bugün sahip olduğumuz kaynaklarla onu yeniden dönüştürebilir ve farklı şekillerde yorumlayabilirsiniz.

Alışverişe Başla
“Bir şeyin nasıl ve neden üretildiğini anladığınızda, onu yeniden yorumlayabilir ve günümüze uyarlayabilirsiniz. İşte onu canlı tutan da budur.”
Maragda Farràs
Doğaya yakın yaşamak günlük hayatınızı nasıl etkiliyor?
Mevsimler. Bu, benim için en büyük derslerden biri oldu. Burada mevsimler çok belirgin. Yazın her şey açık ve canlı. Kışın ise her şey daha sakin görünüyor. Ölü değil, saklı. Bu sana yıl boyunca sürekli en yüksek performansta olman gerekmediğini hatırlatıyor. Şehirde ritim hep aynı. Aynı tempo, aynı ışıklar, aynı beklentiler. Burada ise doğa sana şunu söylüyor: şimdi daha karanlık, daha soğuk. Dinlen, içe çekil, kış uykusuna geç.
Doğa kendinize nasıl baktığınızı da şekillendirdi mi?
Evet, çok. Dışarıda vakit geçirmek zihinsel olarak bana çok iyi geliyor. Özellikle soğuk su benim için çok etkili oldu. Entorns’u kurarken çok stresliydim. Yeni bir proje, finansal sorumluluklar, baskı… Sık sık nehre giderdim. Bir gün koşuya çıktım, ardından nehre atladım ve bağırdım. Sonrasında tamamen farklı bir insan gibi hissettim. Bakış açım değişti. “Tamam, zihnim dolu ama her şey yolunda” dedim. Nehir hâlâ oradaydı, kuşlar ötüyordu, hayat devam ediyordu. O an yeniden bağ kurdum.
Bu bağlantıda hareketin rolü nedir?
En son koşuya gidişim, transhümans sırasında, atların dağdan aşağı indiği zamandaydı. Onlarla birlikte koşuyor, bağırıyor ve gülüyorduk. Bu inanılmaz bir deneyimdi.
Burada yaşamak, hareketin günlük hayatın doğal bir parçası olması demek. Doğa sana bir özgürlük hissi veriyor.
Neyden özgürlük?
Sürekli kaygıdan. Her şeyin iş, para ve üretkenlik üzerine kurulu olduğu hissinden. Şehirde para tek kaynak gibi. İşini kaybedersen her şey çöker gibi hissediyorsun. Burada ise kaynaklar daha dağılmış durumda. Evi ısıtmak için odun var. Bitkiler var. Güneş var. Beceriler var. Yaşamak için daha fazla aracın olduğunu hissediyorsun.
Bunun pratik tarafının ötesinde zihinsel bir özgürlük de var. Dışarıda olduğunda, hareket ederken, nefes alırken, dinlerken zihnindeki gürültüden uzaklaşıyorsun.
Bu hayatı kurmamın en önemli nedenlerinden biri de bu. Gerçek olana bağlı kalmak.

“Burada kaynaklar daha yaygın ve çeşitlidir: evi ısıtmak için odun, bitkiler, güneş ve beceriler. Yaşamak için elinizde daha fazla araç olduğunu hissedersiniz.”
Maragda Farràs
Daha fazlasını keşfedin
Share with a friend